Kumluca ilçesi sınırları içinde Orman ve altın renkli
kumsalların kucaklaştığı çok güzel tabii koy ve kıyılar mevcuttur.Sırtını
çam ağacına yaslayıp ayağını Denize sokabildiğin dünyada eşine
az rastlanır kıyılar vardır. Antalya dan Gelirken ilk rastlayacağımız
kıyı tarihi eser kalıntıları ile de meşhur olan Olympos (çıralı)
kıyısıdır. Olympos antik kentinin 5 km. kadar kuzeyinde kıyının
biraz yukarısında yer altından çıkan tabii gazların tutuşması
ile oluşan alevler bulunmaktadır.Çıralı veya yanar denen bu bölgedeki
taşların arasından çıkan alevler devamlı yanmaktadır. Günümüzde
bu gazların içeriği ve kullanımı ile ilgili hiçbir çalışma yoktur.Yalnız
gazların bitişiğinde bulunan harabeler insanda eski yıllarda insanların
bu gazlardan faydalandığı düşüncesini uyandırmaktadır. Olympos'dan
güneye doğru gidilince Cenevizliler tarafından korsan sığınma
yeri olarak kullandığı söylenen "Porto Ceneviz Limanı"
vardır.Halk bu koya "Cinibiz Limanı"demektedir. Limanda-Antik
çağda-gözetleme kulesi olarak kullanılan yapıların kalıntıları
hala mevcuttur.Biraz daha güneyde Sazak tabii koyuna rastlarız.Bu
koy çok dar bir girinti ile başlayıp içeride genişleyen ve çevresi
yemyeşil ormanlıklarla dolu olan çok güzel bir görünüm arzeder.Koyun
Kuzey eteğinde denize sıfır noktada bir şifalı su (içmeler) bulunmaktadır.Suyun
bağırsak parazitlerine (hemoroid) ve mayasıla iyi geldiği söylenmektedir.Koyun
içinde deniz hernekadar durgun gibi görülse de gündoğu rüzgarlarına
açık olduğundan buraya giren kayıkları ani dalga patlamaları ile
batırdığından balıkçılar bu koya "Yalancı Liman" adını
takmışlardır.Bu güzel koylara Adrasan Limanından veya yine aynı
köyden dar bir orman yolu ile ulaşmak mümkündür.Porto Ceneviz
limanından sonra güneyde büyük Adrasan burnu ve onun ucunda "pırasalı
ada" bulunur. Adaya bu ismin verilmesinin sebebi; devamlı
olarak bu adada tabii halde pırasaların yetişmesindendir. Adanın
üzeri hep kayalıklarla kaplı olmasına rağmen adada çok bulunan
kırlangıçların gübresi pırasaların kendiliğinden yetişmesine ve
gayet lezzetli olmasına sebep olmaktadır. Adrasan burnundan Adrasan
limanına girerken irili ufaklı bir çok daha tabii koylara rastlayabilirsiniz.
Bunlardan Gemleyik ve Akseki koyları en önemlileridir.
Adrasan Limanı : Bu limanın sahili kuzeyden güneye iki kilometrelik
bir yay çizer.Bu sahilin iki ucunda ve ortasında birer derecik
akmaktadır.İpek gibi yumuşak,altın gibi sarı olan bu kum güneşin
verdiği ısı ile 50-60 dereceye kadar ısınarak romatizmal hastalar
ve bronzlaşmak isteyenler için ideal bir yerdir. Bu koyun en güney
noktasında Anamur taşucundan sonra Türkiye'nin ikinci güney noktası
bulunmaktadır. Daha güneye doğru doğru gidildikçe Dantela gibi
işlenen kıyılarda irili ufaklı adacıklarda göze çarpar. Bu adacıklardan
Fener burnunda bulunan Karagöz,bundan 1 km. güneyde bulunana hacivat
denilmektedir. Görünüşleri Hacıvatla Karagözü andırdığı için bu
adalara halk tarafından bu adlar verilmiştir.Bu noktadan sonra
sahil batıya doğru yönelir ve irili ufaklı koylarla devam eder.Bunlardan
kadınca koyunun tam karşısında kuzeyden güneye kıyıya dik kılıç
gibi görünen Sulu ada yer alır.Bu adanın altından doğu-batı istikametinde
9 m. boyundaki teknelerin rahatça geçebildiği doğal tünel mevcuttur.
Bu adanın kıyıları bembeyaz mermer çakılları ile kaplıdır.Adada
6 m. rakımda böbrek taşları ve idrar söktürücü nitelikte çok berrak
ve içimi çok iyi bir tatlısu kaynağı vardır. Buradan daha batıda
Margız(markiz)(Evlenmemiş kız anlamına gelmektedir.) adı verilen
tarihi kalıntıların bulunduğu ören yeri bulunmaktadır. Batıya
doğru gidildikçe Deveci taşlarından sonra karaöz koyu ve Papaz
iskelesi koyuna gelinir. Müteakiben Aktaş mevkiinden sonra mavikent,Beykonak
ve Kumluca sahil bandı gelir ki. Finike de kalan kısmı ile Türkiye'nin
en uzun sahil şerididir. Bu yerler gerçekten cennet misalidir.